18 Şubat 2013 Pazartesi

..Seni Özledim..

- Seni özledim.
- Ne zaman?

Kimi aradığımı hatırlamadığım bir zamanda, "Aradığınız kişiye şu an ulaşılamıyor" diyen telesekreterin sesini duyduğumda.

Sıradan bir günde, tam da giyerken çoraplarımı, annemden sonra bana çorabımı giydiren ikinci kişi olduğunu hatırladığımda. O gün ne kadar da utanmıştım oysa.

Her sabah amacı olmadan atan bir kalple uyandığımda. Her gece başımı yastığa koyduğumda. Ruhumu yalnızlığa teslim ettiğim rüyalarda.

Herhangi bir radyoda çalan ya da bilgisayarımda yüklü olan, içinde özlem, aşk, umut, hüzün, ayrılık ya da kavuşma olan, kısaca her şarkıda.

El ele tutuşan ya da aşkla birbirine bakan bir çift gördüğümde. Helede otobüs durağındaysa. 

Kalbimi bir başkasına açmaya çalıştığım her fırsatta.

Her tanıştığım insanda, belki sesinde belki isminde belki de gözlerinde senden bir iz aradığımda.

 Hala dönersin diye umutlar beslediğimde, geçmişte ne kadar bencillik yaptığımı fark ettiğimde, seni affedişlerimi düşündüğümde.

Aradan yıllar geçse de, atkını boynuma sardığımda hissediyorum seni ne kadar çok özlediğimi...


16 Şubat 2013 Cumartesi

..Komşuma Hitaben..

İki gündür ya da iki akşamdır diyim, dışarıda geçirdim vaktimi. Dün dışarıda geçirilen bir akşam bugün ise buraya geleli beri ilk kez bir ev misafirliğine gittim. Ya da gittik diyim ev arkadaşımla. Hoş gittiğim de aslında diğer ev arkadaşım sayılır :) Şöyle açıklayım en iyisi, gidilen ev diğer ev arkadaşımın sevgilisinin eviydi. Yemek yendi, kahveler içildi, sohbet edildi v.s v.s, ev ziyaretinde yapılacak şeyler. İlginç bir şey yoktu ama iki şey hissettim bu iki günde. Burdan da neden başlığını komşuma hitaben yazdığımı açıklayacam, yazını okudum :) bilgim olmadığı, kişileri de tanımadığım için öyle pek dergileri de takip etmediğim ve bu konuda cahil kaldığım için yorum yapmadım :) ama ben de otmuşum onu anladım :) ot gibi yaşamışım :) aslında yapamadığımdan değil, ne bilim sanırım ot gibi yaşamayı seviyorum, erkeklik genlerimden mi kaynaklanıyor acaba, sonuçta her erkeğin içinde bir öküz vardır :)


İkinci keşfim ise, aslında canlanan bir hayalimdi. Bundan yıllar yıllar evvel, daha el bebek gül bebekken :) tertemiz, parlak bir gençken :) bir hayalim vardı, ilk olarak memur olacak, sonrasında ise 1 oda 1 salonu olan, amerikan mutfağa sahip, tepelik bir yerde, deniz gören bir evde yaşayacaktım. Tek başıma, işten gelecek, yalnız olmanın da verdiği huzurla bir tabak çorba ile karnımı doyuracak, akşamın keyfini sürecektim. İşte gittiğim o ev tam da hayalimdeki ev gibiydi. Gerçi hayalimdeki evi ben tahtadan eski türk filmlerinden kalma olarak da hayal ediyordum ama onu bulmak imkansız gibi bir şey bu devirde, hem yeni evler daha güvenlidir :) Bu yaz veya yaz sonu yalnız kalma ihtimalim bulunuyor, iki ev arkadaşımdan birinin evlenme diğerinin ise memleketine dönme ihtimali yüksek, böyle bir olay sonucu, hep hayalini kurduğum ama henüz gerçekleştiremediğim hayalime kavuşabilirim. 

İkinci hayal ise, sanırım hayalde kalmaya devam edecek. Bir başka hayatta, bir başka dünyada, bir başka isimle arayacam belki de kimbilir..

14 Şubat 2013 Perşembe

..Sevgiliye..

Yanımda değilsin ama biliyorum ki yüreğimde saklı ismin, en azından ben buna inanıyorum. Bu yüzden de yalnızlığı bu denli derinden hissediyorum. 


Hayatında hiç kimsesi olmayan birisi alışır diye düşünüyorum bir yerden sonra ama ben hep bir şekilde hissediyorum seni. Bu da alışmama engel oluyor yalnızlığa ve beni daha da gömüyor derinlere.

Şu an, şu dakikada, belki sen de tek başına oturup vakit öldürüyorsundur ben gibi. Belki aynı zamanda farklı mekanlarda yemişizdir yemeğimizi. Belki de sen de dolaylı yoldan da olsa düşünüyorsundur beni. Aklından "Ne zaman çıkacak karşıma?" sorusu geçiyordur kimbilir. 

Bugün sana bir hediye almak istedim. Ama istekte kaldı, bir kaç nedeni vardı aslında bunun. En başta neyden hoşlanabileceğini bilemedim. Sonrasında bir gül almayı düşündüm ama seninle karşılaşana kadar kurumasından ya da çürümesinden korktum. Kuru bir gül belki duygusal bir an yaşatabilirdi ama aşkımızın hep yeşil kalması adına böyle bir hediye ne kadar uygun olurdu bilemedim.

En önemli nedeni de, bugünleri, sensiz geçen dakikalarımı hatırlatmasıydı bana. Onu her gördüğümde yalnız gecelerim gelecekti aklıma.

Yine de sevgili, benden uzakta, belki yalnız belki de başka kollarda, belki mutlu belki hüzünlü belki de hissiz kaldığın şu dakikalarda kutluyorum gününü ve son geçen gün olmasını diliyorum..
Az önce edindiğim bir bilgi.
Yapılan bir anket sonucu.
30 binin üzerinde insan oy kullanmış sanırım bu ankette.
İlginç sonuçlar var, tabi ben katılmadım soruları da görmedim ama şöyle bir şey katılımcıların %58'i gül için sevgililer günü hediyesi olarak sıradan derken %49'u beklenilen hediye için akıllı telefon seçeneğini seçmiş.
Tabi burdaki akıllı telefon da o bilindik IPhone başı çekiyodur diye düşünüyorum.
Morci :) durum düşündüğümden de vahimmiş :)
Ankette şaşırtmayan sonuçlar da var tabi
örneğin katılımcılarım %26'sı Aşkım, %21'i Hayatım demeyi tercih ediyomuş.
%43 ise en romantik müzik türü olarak Türkçe popu seçmiş.
Son olarak ise tam olarak ne diyeceğimi bilemediğim bir sonuç.
Bizler çok mu plansızız ondan mı kaynaklanıyor yoksa yanımda o olduktan sonra bana heryer cennet anlayışından mı kaynaklanıyor bilemiyorum :)
%53 gibi bir oran da sevgililer gününde kalbimizin götürdüğü yere gideceğiz demiş.


Zaman, ilacıdır 
mutluluklarla kaplı bir yaşamın
Ve zaman, yarasıdır 
boşluklarda savrulan bir yüreğin..

11 Şubat 2013 Pazartesi



Hayatın sundukları karşısında çok fazla seçim şansımız olmuyor aslında. Oluyorsa da biz farkedemiyoruz belki de. Bazen isyan ede ede kabullenmek düşüyor bize, bazen ise yıllar geçse de kabullenemiyoruz içten içe. Yine de bize biçilen rolü oynuyoruz işte. 



Bunların ortak sebebi yüzünden belki de, her seferinde "Şimdiki aklım olsa" cümlesi dökülüyor dillerden. Filmi başa sarma şansımız olsa, kaçını değiştirirdik gerçekten? Ya da değiştirdiklerimiz yüzünden nasıl bir hayatımız olurdu? Belki çok daha büyük olurdu kayıplarımız? Ya hiç dönmeseydim ya da gitmeseydim. O sözü söyleseydim ya da söylemeseydim. Kimbilir belki de hiçbir şey değişmezdi. Bu seferde diğer şeyler için pişmanlık duyardık.

İnsanoğluyuz işte çiğ süt emmişliğimiz bundan kaynaklı. Her halükarda tatmin olamıyoruz. Dünyalara bile sahip olsak, sıkıntılara yelken açmaktan kendimizi alamıyoruz. Para insanı mutlu eder mi? Bilmiyorum hatta sanmıyorum ama sanırım parasızlık insanı üzebilir bazı durumlarda...

5 Şubat 2013 Salı


İhtimali az olsa da umudun,

İmkansız gibi görünse de hayalin,

Yalnızlık sarsa da dört bir yandan,

Bil ki, hüznün içinde hep bir gökkuşağı saklıdır..