Günler, haftalar, aylar sonra nasılsın görüşmeyeli dost?
Uzun bir aradan sonra döndüm bak, ama bu bir vedanın dönüşü
Sessiz sedasız, habersiz çekip gitmek istemedim işte
Sonuçta ne gecelerimiz geçti seninle
Ne karamsarlıkların dibine dibine vurduk
Ama o dibe vuruşluk sanırım artık çıkardı beni yüzeye
Daha da vuracak dip mi kalmadığından yoksa uzanan eli sonunda tutabildiğimden mi bilmiyorum
Bu vedanın da bir sebebi sanırım bu
Ben o tüm benliğimi saran karamsarlığımı kaybettim ya da kurtuldum mu demeliydim
Artık gri yağmur bulutları kaplamışken gökyüzünü
Sabahın 8'inde gülümseyerek uyanabiliyorum güne
Her şey dört dörtlük diyemem tabi
Haksızlıkları gördükçe delirmediğim günüm olmuyor
Saçmalıklar dört bir yanımızı sarmışken, bunlara da sessiz kalamıyorum
Ama bunlara rağmen güzel be hayat
Birisiyle bir şeyleri paylaşmak güzel şey be
İşte bu yüzden son bir kez uğramak istedim sana
Farklı yollardan geçerek döksek de içimizdekileri
Zaman zaman farklı duraklara uğrasak da
Yeri geldiğinde nokta koymasını da bilmek gerekiyormuş bak
İşte bu yüzden tüm karamsarlığımı sana kusarken,
Sessiz kaldığın için, bana katlandığın için sağol dost
Hakkın ödenmez...
Lanetin mi var üzerimde? Yoksa sana ettiğim yeminlerin yansıması mı bu kaderime?
4 Şubat 2014 Salı
12 Mayıs 2013 Pazar
En zifirisinde, karanlık düşlere hapsolmuş, belki de
kabullenmişken. Süzülür içeri bir ışık huzmesi, içine, en derinlerine kadar
işler seni uyandırmak istermişcesine. Bir umut olmak içindir tüm çırpınış,
nefes aldığını hatırlamak, korkusuzca tekrardan açmak için gözlerini. Bulanık
olabilir başlarda, karmaşık gelebilir. Biraz ürkek adımlarla nereye gitsem, ne
yapsam, ne söylesem düşünceleri dolanırken aklında, tutup ellerini yol gösterir sana. Ve veda edersin, adımını
atarken arkanda kalan karanlıklara...
7 Mayıs 2013 Salı
3 Mayıs 2013 Cuma
..İsyan..
Söylesene kaç durak noktasından geçtin hayatın? Kaç kez yol değiştirip, kaç kez korkup döndün geri? Kaç dönüm noktası atladın, belki çekindiğinden belki de öyle olması gerektiğinden? Kaç kez bir andan ibaret olan kişilere merhaba diyemediğin için yok oldu hayatından? Kaç kez hoşlandın ve sırf bakışmada kaldın? Doğru insan olmadığını bildiğin için miydi? Hep seçilenlerin en iyisi olduğuna olan inanış ya teselliden ibaretse? Ya yaptığımız seçimler, en azından bir kısmı bizi mutsuz ettiyse? Belki de söylenmesi gereken bir merhaba atlandığı için kaçırıldıysa mutluluklar? Razı mı olunmalı yine de, şükürler mi edilmeli?
Mutlu olabilmek için değil mi tüm bu çaba? Yaptığın seçimler etmiyorsa mutlu, yine de neden bu kabulleniş? Hayatı öğrenmek mi yaşanılanların karşılığı? Her şeyi bilmek, her şeye sahip olmak, her şeyi görmek mi? Ya da öyle olduğumuzu hissetmek mi? Hatalar yapmak ve düzeltememek, kaçını düzelttik ki yaptığımız hataların? Kaç kez kırdığımız kalbi onardık ya da onarıldık? Tek öğrendiğimiz korku muydu? Güvenmemeli demedik mi insanlara? Güvendikçe düşmedik mi onların tuzaklarına? Ya da her şeyin en iyisine layık olarak görmedik mi kendimizi? Bu muydu yani tüm bu yaşananlardan sonra öğrenmemiz gerekenler? Kendini beğenmişlik ve güvensizlik miydi?
1 Mayıs 2013 Çarşamba
29 Nisan 2013 Pazartesi
Cesaret edemediklerin, belki de kaçarak uzaklaştıkların.
Fısıldamaktan korktukların, belki de haykırsan da duyuramadıkların.
Kıyıda köşede sakladıkların, belki de gözünün önünde göremediklerin.
Gitmekte geç kaldıkların, belki de kalmakta acele ettiklerin.
Hatıralarında kaybedemediklerin, belki de bir türlü hatırlayamadıkların.
Bitmek tükenmeyen bilmeyen kabusların, belki de başlamak bilmeyen günlerin.
Gerçekleşmeyen isteklerin, belki de gerçekleşmesini dilemediklerin.
Melodisi tanıdık gelse de bir türlü söyleyemediğin şarkıların.
Zamansız, mekansız, bir başına kalışların.
Hep canını sıkan, dinmeyen yaraların...
28 Nisan 2013 Pazar
Aşk çalsa kapıyı, tam da 27'sinde nisanın.
İki yabancı bir olsa gölgesinde gecenin.
Ne yaşam, ne ölüm, ne de sonsuzluk umursansa.
Bedenler, ruhlar birbirine karışsa.
Öfkeler dinse, hüzünler dağılsa.
Açan papatyanın tohumunda mutluluk doğsa.
Adı değişse sevgili olsa, ilk ışığında sabahın.
Adım değişse aşık olsa, tam da 28'inde nisanın...
23 Nisan 2013 Salı
7 Nisan 2013 Pazar
4 Nisan 2013 Perşembe
26 Mart 2013 Salı
..Dream..
Bazen bir hayal kurarsın
Her şeyi unutup, ona kapılırsın
Ama er geç gelir uyanma vakti
Duyarsın o zaman hüzün yağmurlarının sesini..
20 Mart 2013 Çarşamba
19 Mart 2013 Salı
..Dayı'ma Teşekkürler..
Bu ülkede hatta dünyada sorun kelimesi bile sorun olmaya başladı..
Hemen her alanda, saymaya kalksak sayfaların hatta günlerin bile yetmeyeceği bir gerçeklik karşısında,
herkes kendine göre çareler üretir oldu.
Devlet çözemeyince vatandaşın bunu kendi yöntemiyle çözmesi her ne kadar doğal gibi görünse de
Parası olmayanın hırsızlık yapması ile dayı aracılığı ile işini gördüren arasında benim gözümde pek bir fark yok.
Her ne kadar siz kendiniz için yapıyor olsanız da bunları, sonuçta başkalarının hakkını gasp ediyorsunuz.
İşte buna en son örnek, yukarıdaki haber bugün bir yerel gazetede çıkmış. Okuyunca inanılmaz büyük bir rahatsızlık duydum.
İlk kez olan bir şey değil aslında bu, şu devirde dayısız bir iş yapılamayacağı gerçeği de ortada
Bir çok kişi başvurmuştur bu dayılara, bitmezler, tükenmezler
Ama yine de bu kadar apaçık yapılmazdı, en azından ben öyle bilirdim.
Sağlık, insanın her ne kadar en büyük sorunu olsa da,
O durumda insan hiçbir şey düşünmeyecek durumda olsa da,
Randevu sisteminde zaman zaman sorunlar yaşansa,
Hatta 6 ay sonraya randevu verilse de,
Hemen karşımda duran Tıp Fakültesi ile ilgili şunu söyleyebilirim ki,
Doktorlar tüm gün oturup "pişbirik" oynamıyor.
6 ay sonraya randevu veriliyorsa, yetersizlik ve çaresizlikten veriliyor.
Bunun çaresi ise dayı bulmaktan değil o dayıları çalıştırmaktan geçiyor.
Birde üstüne pişkinlik yapıp bak benim dayım var, bir telefonla başka hastanın önüne alıveririm seçmenimi diye reklam verdirmek, acıyorum sadece.
Sadece merak ettiğim bir şey, son dönemde sıkça gördüğüm ve artık tiksindiğim bir söz, bu ilin malum parti yöneticilerinin sık sık ağzına aldığı bir cümle "Bizim Abdestimizden kuşkumuz yok"
Soruyorum, acaba başkasının önüne hasta geçirmek, belki de aynı sorunu yaşadığı için, sizin yüzünüzden sırasını kaybeden ve daha fazla beklemek zorunda kalan, sırf dayısı olan muhtar tanımadığı için saatlerce, günlerce belki de aylarca sıra bekleyen diğer vatandaşın, hakkını ne yapacaksınız ???
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
















