En zifirisinde, karanlık düşlere hapsolmuş, belki de
kabullenmişken. Süzülür içeri bir ışık huzmesi, içine, en derinlerine kadar
işler seni uyandırmak istermişcesine. Bir umut olmak içindir tüm çırpınış,
nefes aldığını hatırlamak, korkusuzca tekrardan açmak için gözlerini. Bulanık
olabilir başlarda, karmaşık gelebilir. Biraz ürkek adımlarla nereye gitsem, ne
yapsam, ne söylesem düşünceleri dolanırken aklında, tutup ellerini yol gösterir sana. Ve veda edersin, adımını
atarken arkanda kalan karanlıklara...
Lanetin mi var üzerimde? Yoksa sana ettiğim yeminlerin yansıması mı bu kaderime?
12 Mayıs 2013 Pazar
7 Mayıs 2013 Salı
3 Mayıs 2013 Cuma
..İsyan..
Söylesene kaç durak noktasından geçtin hayatın? Kaç kez yol değiştirip, kaç kez korkup döndün geri? Kaç dönüm noktası atladın, belki çekindiğinden belki de öyle olması gerektiğinden? Kaç kez bir andan ibaret olan kişilere merhaba diyemediğin için yok oldu hayatından? Kaç kez hoşlandın ve sırf bakışmada kaldın? Doğru insan olmadığını bildiğin için miydi? Hep seçilenlerin en iyisi olduğuna olan inanış ya teselliden ibaretse? Ya yaptığımız seçimler, en azından bir kısmı bizi mutsuz ettiyse? Belki de söylenmesi gereken bir merhaba atlandığı için kaçırıldıysa mutluluklar? Razı mı olunmalı yine de, şükürler mi edilmeli?
Mutlu olabilmek için değil mi tüm bu çaba? Yaptığın seçimler etmiyorsa mutlu, yine de neden bu kabulleniş? Hayatı öğrenmek mi yaşanılanların karşılığı? Her şeyi bilmek, her şeye sahip olmak, her şeyi görmek mi? Ya da öyle olduğumuzu hissetmek mi? Hatalar yapmak ve düzeltememek, kaçını düzelttik ki yaptığımız hataların? Kaç kez kırdığımız kalbi onardık ya da onarıldık? Tek öğrendiğimiz korku muydu? Güvenmemeli demedik mi insanlara? Güvendikçe düşmedik mi onların tuzaklarına? Ya da her şeyin en iyisine layık olarak görmedik mi kendimizi? Bu muydu yani tüm bu yaşananlardan sonra öğrenmemiz gerekenler? Kendini beğenmişlik ve güvensizlik miydi?
1 Mayıs 2013 Çarşamba
29 Nisan 2013 Pazartesi
Cesaret edemediklerin, belki de kaçarak uzaklaştıkların.
Fısıldamaktan korktukların, belki de haykırsan da duyuramadıkların.
Kıyıda köşede sakladıkların, belki de gözünün önünde göremediklerin.
Gitmekte geç kaldıkların, belki de kalmakta acele ettiklerin.
Hatıralarında kaybedemediklerin, belki de bir türlü hatırlayamadıkların.
Bitmek tükenmeyen bilmeyen kabusların, belki de başlamak bilmeyen günlerin.
Gerçekleşmeyen isteklerin, belki de gerçekleşmesini dilemediklerin.
Melodisi tanıdık gelse de bir türlü söyleyemediğin şarkıların.
Zamansız, mekansız, bir başına kalışların.
Hep canını sıkan, dinmeyen yaraların...
28 Nisan 2013 Pazar
Aşk çalsa kapıyı, tam da 27'sinde nisanın.
İki yabancı bir olsa gölgesinde gecenin.
Ne yaşam, ne ölüm, ne de sonsuzluk umursansa.
Bedenler, ruhlar birbirine karışsa.
Öfkeler dinse, hüzünler dağılsa.
Açan papatyanın tohumunda mutluluk doğsa.
Adı değişse sevgili olsa, ilk ışığında sabahın.
Adım değişse aşık olsa, tam da 28'inde nisanın...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





